30 Ocak 2009 Cuma

DİŞÇİYE GİTTİM...


Hayatta doktora gitmekten nefret ettiğim kadar bişeyden nefret etmiyorum hele de dişçiye gitmek.Mecburen gittim ama sıkıntılar içinde...


Zaten böyle kalabalık ortamlarda insanları incelemekten başka bişey yapmam ilgim çevremdeki insanları incelemeye dağılır.Bu arada dişimin ağrısını da unuttum ta ki sıram gelene kadar...


Geri dönmeyi düşündüm ama o kadar zahmet edip gelmişim 1 haftayı da ağrılar içinde geçirmişim.Neyse vazgeçtimmmm...


Bu konuda iki takıntım var tanımadığım bilmediğim güvenmediğim hastaneye ya da doktora gitmem.Kadın dişçiye gitmem Allah korusunnnnnnnn.Bi defa yapmıştım o hatayı kadın yarım yamalak benimle ilgilendiği yetmiyormuş ben ağzım açık vaziyette bekliyorken bi de telefonla konuşmaz mı...


Dikkatimi çeken bir şey daha bu diş hekimleri bayılıyorlar ellerinde eldiven odadan odaya gezmeye...Peki bunlar okulda öğrenmiyorlar mı acaba o eldiven sadece operasyon sırasında kullanılır ordan oraya gezerken asepsi kuralları bozulur bir çocuk bile mikropla temas edeceklerini anlar neyse...


Yine sinirlerim altüst olarak bir dişçiye gittim allah düşürmesinnn vesselam....

16 Ocak 2009 Cuma


Öyle sıkıcı ki günler bi taraftan, bi taraftan başka şeyler...


Pucca gibi günlük yaşadığım şeyleri yazabilmek isterdim o kadar renksiz geliyor ki hayatım...düşününce...Mesela kız regly olmuyor aylarca olduğunda da hobareyyyy... diye seviniyor falan çok sempatik geliyor bana.Roboroachtaki saf kardeş Ruby'e benzetiyorum bazen onu...

Bir hafta önce sanat müziği konserine gittim resim heykel müzesinde konserin içinde divan edebiyatı sohbeti de vardı.Konuşan Hayati İnanç Bey idi, bence gerçek bir beyefendi kendisi...

Oldum olası divan edebiyatını severim bizim insanımızın kendi tarihine kendi gerçeklerine kendi kültürüne ilgisizliği de beni oldum olası sinir eder.Neden anlaşılmıyor ve okunmuyor divan şiiri sebeb zor olması kelime öğrenmek gerektirmesi çalışma gerektirmesi.Bildiğim kadarıyla İngilizler de şu anda okuduklarında Shakespeare okuduklarında anlyamıyorlarmış ama anlamak için sözlükle okuyorlarmış.Sonuçta dil canlı bir varlık değişiyor.Her dil değişiyor.Dil ve söylemle ilgili yazılmış şeyleri okumaya bayılıyorum, o kadar ilgi çekici bir konu ki...
Ankaranın her yerinden bombalar çıkıyor.Ne hikmetse...Bizim ülkemizde niye polisiye gelişmedi hala anlayamıyorum bu kadar çok olayın suçun olduğu bir yerde o da herhalde yazmayı sevmememizden...Herkesin evinde bi miktar zula bomba varmış da haberimiz yokmuş iyi ki ergenekon diye bişey çıktı da zulalar çıktı meydana ... Bu arada er- gene- kork diyorum çünkü kolay kolay bitecek bişey değil gibi...
En azından basit bişey değil çok daha kompleks bence...



6 Ocak 2009 Salı

MONK


Çok fena takıldım ben bu diziye denk geldikçe izliyorum.Zaten oldum olası polisiye dizileri severim.Monk farklı bir dedektif tipi çiziyor.Özellikle takıntılı olması öne çıkıyor.Cinayet Dosyası diye bir film vardı çocukluğumda izlediğim. Bayan Fletcher vardı orda Jessica Fletcher...Biraz garip safça böyle tesadüflerle çözerdi olayları.Merak duygumu anlamlı şeylere harcamak daha çok hoşuma gidiyor polis olurum diye hayallerde kurmuştum ama malum burası Türkiye şimdi de acaba diyorum bu yaştan sonra biraz daha okusam mı kriminolog adli tıp uzmanı falan olsam mı ACABA...


Öff çok zor bu rahatlığa alıştıktan sonra...


Çoluk çocukla birlikte okuyamam bu yaştan sonra değilmi?


Neyse TV den izlemek daha kolay daha zevkli CSI mesela Las Vegas bölümlerini TRT'den izliyordum cumartesi akşamları çok güzeldi CNBCE de e2 de güzel polisiyeler var ama altyazı okumayı sevmiyorum anlamaya çalışıyorum ingilizce o da olmuyor o yüzden pek izlemiyorum şimdi TNT'de Monk yayınlanıyor zaten pazar günleri izliyordum dün akşam da vardı ilk bölümlerini tekrar koyuyorlar galiba.


Kış günü yazacak çok fazla bişey de yok evde tıkılı kalıyoruz yapacak bişey yok...

2 Ocak 2009 Cuma

YENİ YIL


Umut, iyi dilek, güzellikler yeni bir yıl başladı...

Hep umut inadına...

Bu kadar olumsuzluklara rağmen savaşa şiddete öfkeye hırsa rağmen vs vs.


Benim için takvimde bir yılın bitmesi dışında pek özel bir anlam ifade etmiyor batıl inançlarım da yoktur hatta yılbaşına özel hiç bişey de yapmıyorum uyuyarak girdim mesela yeniyıla ha ha ha bütün yıl uyuyacaksın kim demiş pardon...

Kime ne?


Başbakan açıkladı Melih Gökçek'i sonunda.

Söyleyecek bi sözüm yok şimdi bu millet gidip yine onu seçerse...

Eşimin tahmini öyle seçilir diyor, ben de diyorum MHP ve ya diğer sağ partiler(sağ diye bişey kalmadı ama varmış gibi düşünüyoruz ya hala) adam gibi bir aday çıkarsa da kurtulsak şu adamın elinden...

Sol mu soldan hiç umudum yok...

Ka-der' in tartışılan bir resmi var ya dikkat ettiniz mi?

O resimde Bahçeli çocuk gibi.Ya bi adamda hiç mi karizma olmaz ya da bu kadar karizmasız biri nasıl parti genel başkanı seçilir?

Zaten MHP toplatılması için dava açmış internette gördüm.

Siyaset hakkatten sıkıcı ya niye uğraşıyorum böyle şeylerle bilmiyorum.


Sabah Pucca'nın son yazdığı yazıyı okudum mahvetti kız yine beni, yorum yazacaktım ama yazalı çok olmuş bu blog alemine alışamadım hala geç yazsam olur mu ki acaba diyorum...

Neyse...


Beklediğim bir mesaj var eski bir dosttan ama günler haftalar geçti ümidimi kesmem gerekiyor galiba unutuluyor eski dostlar arkadaşlar vs. kalbimde susmayan bir ümit kuşu var belki diyorum belki belki ...(Cahit Sıtkı'nın bir şiiri vardı o geldi aklıma)

Efkarlandım şimdi...