
Gezgin diye bir kitap okuyorum Sadık Yalsızuçanlar'ın yazdığı.Çok etkileyici metafizik tasavvuf her zaman ilgimi çekmiştir.Böyle kitapları okuduğumda bu çağda yaşamak istemiyorum başka zamanlarda yaşamak isterdim başka ülkelerde bambaşka kültürleri görüp tanımak isterdim.Diyebilirsinki o çağlarda yaşasaydın pek çok şeyden mahrum olacaktın hele de bi kadın olarak...Hiç bir özgürlüğün olmayacaktı falan filan vsvs.Peki bişey sorucam bu çağda bu kadar özgürlüğün içinde kaç kadın buluş yapıyor kitap yazıyor vs. Hikaye bunlar bir insan bişey yapacaksa hangi çağda olursa olsun yapar hangi şartlarda olursa olsun.Muhyiddin Arabi'nin hayatı roman şeklinde anlatılıyor ya da bir sinema gibi mi demeliyim bilmiyorum. Biyografi müthiş güzel bir alan hem kitap olarak hem sinema olarak kendini geliştirmek isteyen herkes bunu basit görmemeli.
Şu duygu; beni çarpan, hakikatin izini sürmek inancının düşüncesinin uğrunda yaşayıp ölmek. Sonsuz merak duygusu öğrenme aşkı, ideali uğruna herşeyden vazgeçiş nasıl bir tutku bu. Bugün tutku denilince sadece aşk, seks, ihtiras anlaşılıyor aşk dediğimiz de sadece cinsel aşk.Bu kadar kısır bir bakış açısıyla yaşanan hayat neyi üretebilir merak ediyorum.
Tutkusuz aşksız bir hayat...
Kitabın içinde beni en çok etkileyen şu an için Hallac'ın anlatıldığı ölümünün anlatıldığı bölüm.Şimdi O'nun hayatını daha çok merak ediyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder